Osmanlı İmparatorluğu Döneminde İş Sağlığı ve Güvenliği

 

Osmanlı imparatorluğu’nda sanayileşmenin kendisini gösterdiği dönem olarak on altıncı ve on yedinci yüzyıl esas alınabilir.

Loncalar üzerinden; 16. ve 17. yy da Osmanlı İmparatorluğu’nda küçük zanaat ve atölye üretimine dayanan işyerlerinde usta, kalfa ve çırak olarak ücretle çalışanlarla, işverenler
arasındaki ilişkiler ve çalışma koşullarının kuralları ve gelenekleri belirlenmiştir.

Osmanlıda iş yaşamını düzenleyen dinî bir yasa olan Mecellede işçi işveren ilişkilerini kapsayan hükümler bulunmadığından, işçi işveren ilişkilerini yeni gelişmelere uygun olarak düzenlemek amacıyla değişik tarihlerde çeşitli yasal düzenlemeler yapılmıştır.

İlk sanayi kuruluşları II.Mahmut döneminde savaş sanayi ile birlikte başlamıştır. Bu dönemde Sinop, İzmit ve İstanbul tersanelerinde buharlı gemi yapılmıştır. Bu sanayi kuruluşları için kömüre gereksinim giderek artmıştır. Ereğli Kömür İşletmeleri Osmanlı sanayinde önemli bir yer tutmuştur. Ülkenin ilk kömür havzası 1829 yılında işletmeye açılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda kömür üretimi dışında tersane, baruthane, top arabası, fişekhane, dökümhane gibi askerî amaçlı işyerleri ile dokuma fabrikalarının ağırlık taşıdığı görülmüştür.
Bu dönemde Mekteb-i Maârif-i Adliye (devlet dairelerine donanımlı memurlar yetiştirmek için kurulmuştur) ve Mektep-i Tıbbiye-i Şahane (ilk tıp fakültesi) kurulmuştur.

Bu dönemde çalışma koşulları oldukça ağır olup, çalışma süresi günde 16 saate kadar çıkmaktadır. Ayrıca, ağır işlerde kadın ve çocukların çalıştırılması da yaygınlaşmıştır.

Ereğli Havzası’ndaki kömür ocaklarında çalışan işçiler kısa sürede kömür tozlarının yol açtığı pnömokonyoz hastalığına yakalanmışlardır ve giderek artan iş kazalarında yaşamlarını yitirmişlerdir.

Osmanlı İmparatorluğu’nda işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili ilk mücadeleler 1820’lerde zor şartlarda çalışan işçilerin yaşama ve çalışma koşullarının düzeltilmesi amacıyla başlamış ancak 1850 yılında çıkarılan Polis Nizamnamesi ile bu tür etkinlikler engellenmiştir.

Üretimi artırmak amacıyla 1865 yılında Madem Hümayun Nazırı Dilaver Paşa tarafından bir tüzük hazırlanmıştır. Ancak padişah tarafından onaylanmadığı için bir tüzük niteliği kazanamamış olan Dilaver Paşa Nizamnamesi, çalışma koşullarına ilişkin olarak getirdiği düzenlemeler aşağıda özetlenmiştir:

* Kazaya maruz kalanlara veya ailesine verilecek tazminatlara mahkeme tarafından hükmedilecek, tazminat işveren tarafından ödenecektir. Kaza, işverenin kötü yönetim ve denetimi veya gereken önlemlerin yasalara uygun olarak yerine getirilmemiş olması nedeniyle meydana gelmiş ise. işveren ayrıca 15-20 altın tutarında daha fazla tazminat ödeyecektir.
* Havzada her işveren, diplomalı bir hekim çalıştırmak ve eczane bulundurmak zorundadır.

Dilaver Paşa Nizamnamesi’ne göre daha ileri ve kapsamlı hükümler getiren Maadin Nizamnamesi de (1869) işverenler tarafından uygulanmamış ve tüzük hükümleri yaşama geçirilememiştir.
Bu dönemde çıkarılan diğer tüzükler;
• Tersane-i Amiriye ve Mensip İşçilerin Emeklilikleri Hakkında Tüzük,
• Hicaz Demir Yolu Memur ve Hizmetlerine Hastalık Kaza Hâllerinde Yardım Tüzüğü,
• Askerî Fabrikalar Tüzüğü
Bu tüzükler daha çok sosyal yardım amaçlı
hükümler içermişlerdir.
• 1908 yılında kurulmasına izin verilen sendikaların, işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarını gündeme getirmelerine karşın somut olarak hiçbir ilerleme sağlanamamış ve ağır çalışma koşulları düzeltilememiştir.

BENZER YAZILAR
YORUMLAR
KPSS
İşyeri Hekimliği ve İş güvenliği
SEÇME SINAVI

18 mayıs 2019

KPSS
SIKÇA SORULAN SORULAR
  • Sarımsak Tansiyonu Düşürür Mü ?

    Sarımsak Tansiyonu Düşürür Mü ?  Sarımsağın birçok faydası olduğu bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi de yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olmasıdı... Devamını Oku

KPSS
DERS DOKÜMANLARI
KATEGORİLER